Hayata Özgü

Yazmak bir dışa vurum benim için; kimi zaman kendimi kimi zaman dolaylı-dolaysız yansımaları. 

İşte ben de buradayım, bloglananlar kervanındayım...


5.04.2011

Babam - Kızım

eğer bir gün,
bir kızım olursa
o da,
benim sevdiğim gibi babamı
sevsin isterim babasını
bir şarkıda, bir şiirde
gözleri dolsun isterim.

video

2.03.2011

Unutulan 3 yıl

Farkettim ki insanoğlu aslında hayatının en önemli dönemi olan 0-3 yaş arasını hatırlamıyor. Oysa  bu yaşlar en masum olduğumuz ve en çok şeyi hiç birşey bilmeden öğrendiğimiz yaşlar.

Yeni doğmuş bir bebeği elinize aldığınıza ne hissedersiniz? Sevgi, koruma, saflık... Peki ya o bebek ne hisseder? Bunu bilebilir miyiz? Hiç birimiz bir doktor, bir hemşire hatta ve hatta annemiz bizi ilk kucağına aldığında ne hissettiğimizi hatırlamıyoruz. İlk ağladığımızda ne hissedip ağladığımızı da hatırlamıyoruz. İlk açlığı nasıl hissettiğimizi, ilk gülücüğü nasıl öğrendiğimizi... İlk kez uyuyup ilk kez uyandığımızda farkettiklerimizi bilmiyoruz.

Oysa şimdi dünyayı geziyoruz, kitaplar okuyoruz, dersler alıyoruz, beceriler kazanıyoruz. Bütün bunlara rağmen halen o bebek halimizi bilemiyoruz.

Kimbilir çocuk sahibi olma içgüdümüz bundan kaynaklanıyordur belki de. Yeni doğanda kendimizi bulmaya çalışmaktır. Onun savunmasızlığında kedini savunmaktır.

Şimdi bir fırsatım olsa mesela bu 3 yılı hatırlamak için. Doğduğum günden 3 yaşıma gelene dek her günümü hatırlasam. Bu muhteşem bir şey olurdu sanıyorum. Annemim çaresizliğini bilsem, benim saflığımı görsem... Babamın korkularını, ablamın merakını anlasam... Bugün çok daha başka bir insan olurdum eminin. Bugün başka bir dünya olurdu.

31.01.2011

Yaşamayı öğrenirken


Sadece yaşamayı öğreniyoruz aslında. İlk önce nefes alarak öğrenyoruz ve ağlayarak. İlk sütü emerek öğreniyoruz sonra. Çok geçmiyor yürüyerek ve konuşarak öğreniyoruz bu hayatı yaşamayı.

Büyüyoruz. Okuyarak ve hatta yazarak, yaşamayı öğrenmeye başlıyoruz. Daha fazla ve daha hızlı... Bu yüzden hızlanıyor zaman. Zamana karşı yaşamayı da öğreniyoruz bir zaman sonra.

Severek, özleyerek ve hatta kızarak yaşamayı öğreniyoruz geçen zamanda. Hasretler, ayrılıklar, kırıklıklar, aldatmalar, aldanmalar, kaybetmeler. Tüm bunlarla birlikte nasıl yaşanır öğreniyoruz biz insanlar. Öyle ki; yalanla bile öğreniyoruz.

Kimimiz yeni bir hayat dünyaya getirerek öğrenmeye devam ediyor. Ona da öğretebileceğini sanıyor. Öyle umuyor. Ama hiç bir yaşam ona öğretmek istediklerimizle öğrenmiyor yaşamayı.

Uykuda öğreniyoruz nasıl yaşanır. Rüyalarda kimi zaman. Öyle iyi öğreniyoruz ki bu yaşamı; sabah uyanacağımızı bilmeden saatin alarmını kuruyoruz. Ajanda tutuyoruz ileri tarihlere not düşerek.

Bir vakit sonra hastalıklarla tanışıyoruz ve onlarla yaşamı öğreniyoruz. İlaçlarla, tahlillerle, tedavilerle nasıl bu hayatta kalırız, öğreniyoruz bir bir. 

Ve biz buna yaşamak diyoruz.
Oysa hepimiz, birçok şeyi öğrenemeden çekip gidiyoruz.

25.01.2011

Telaşe


Yeni türkü sahnede. Aklımda gençlik telaşı. Boşvermiş dans ediyorum.
Hava ılık. Bahar. 
Sarhoş değilim, tüy gibi yüreğim. Savruluyor oradan oraya. 
Hala masallar var. Kahkahalar hesapsız. 
En güzel zamanım. Daha 19. Taptaze. 
O gece söylemediniz ya; mümkün mü artık dönmek?


YazarNotu: Uzun zaman sonra tekrar form tutma çabası :)